Kararımı verip 32 yaşında sahneye çıktım…

Yazar: Özlem Dinç

Güzel ve güçlü sesini sahnede kullanmayı hiç düşünmemişken bir gün bir kapı aralandı ve Selen Servi tüm cesaretini toplayarak bu kapının eşiğini geçmeyi seçti. Başarılı bir turizmcilik kariyerini bırakıp 32 yaşında şarkıcı olmaya karar verdi. Kendini iyi hissetmemeye başladığı noktada iç sesine kulak vermiş, hayatın güzel sürprizlerini ve tatlı tesadüflerini kucaklamayı başarmış ve yol ayrımlarında kararlılığını koruyabilmiş akıllı bir kadın Selen. Aynı zamanda yaşam koçu olması nedeniyle kendi yolunu çizmek isteyenlere anlatacak çok şeyi var.

###

Eğitiminden ve profesyonel parkurundan bahsedebilir misin biraz?

Selen Servi1974 İstanbul doğumluyum. Dame de Sion’a girdim, 8 yıl orada eğitim aldım. Şarkıcılığı ilkokul bittiğinde bir düşündüm; sesim güzeldi ve hep şarkı söylerdim, Dame de Sion süreci bitti ama benim de kafamdan o “şarkıcı olacağım” düşüncesi gitti, bilakis egosu daha şişkin, “Ne şarkıcılığı? Zaten olmamam gerekir” diye bir bastırılmışlık vardı. Sonra Marmara Üniversitesi İngilizce İşletme’den mezun oldum. Orada aslında biraz sinyallerini almıştım; hiçbir kariyer günleri etkinliğine, hiçbir büyük firmanın sunumuna gitmedim. Üniversite 2′de turizm işi için Tunus’a gittim. Girdiğim firmada da uzunca yıllar kaldım (Vasco Turizm). Sonra orada sıkıldım, reklam pazarlamaya ilgi duymaya başladım ve 25-26 yaşımda DBR Dergi grubunun reklam bölümüne girdim. O arada Atlas, The Gate dergileriyle çalıştım ama bir taraftan da bir şeyler tam oturmuyordu. Sonra eskiden çalıştığım turizm firmasına geri döndüm, Ney Dance Show (Flames of Passion) projesi için pazarlama müdürü oldum. O arada bireysel gelişim merakım da vardı, Kuraldışı diye bir eğitim grubuna gittim 7-8 aylık bir zaman için, orası kendimle yüzleşme silsilesiydi. Bende iki şey hep çıkıyordu, birincisi iletişim gücü, ikincisi de müzik. O sürecin sonlarına doğru “senin bu hayattaki hayalin, hedefin ne?” diye sorduğumda benden hiçbir zaman mesleki bir şey çıkmıyordu, turizmciyim veya pazarlamacıyım diyemiyordum. Sonra dedim ki “şarkıcı olmak” benim hayalim. O zamana kadar beste yapabileceğimi, şarkı yazabileceğimi düşünmüyordum çünkü onları hep başka birileri yapar, biz yazamayız ya bu hayatta!

Müziğe geçiş nasıl oldu peki, mandalın attığı nokta ne zaman geldi?

İşte bu eğitimler sırasında oldu. Müzik bu kadar güçlü bir şekilde içimden çıkarken, mutsuzluk ve hayal kırıklıkları bir değişime götürdü; birincisi şarkıcılıktı diğeri de koçluktu. İkisi de benim o gruptaki çalışmalarım sırasında iyice filizlendi.

Bu arada çalışma hayatı da devam ediyor değil mi?

Evet, devam ediyordu. Bu eğitimin başında Saim Koç ve Nil Gün vardı, Saim dedi ki “sen niçin beste yapmıyorsun?” - o ara eğitmenlerle akşam eğlencelerinde şarkı söylüyorduk - ben de “dalga geçiyor herhalde” deyip gülümsedim. Sonra Nil Hanım “eh dediğin işten para kazanıyorsan, çok sevdiğin bir şeyde hayli hayli kazanırsın, seni tutan ne?” dedi. Orada tabii para kaygısı vardı çünkü sosyal güvenliği olan insanlar değiliz bu ülkede maalesef. Saim bana benden çok inandığı için, “ben şan hocalarının isimlerini yollayacağım” dedi ve ben onun yolladığı isimlerden bir tanesiyle derslere başladım. Dedim ki “bu kadar inanıyorsa bende bir şey var”. Bana benden çok inanan birinin olması hayatta çok önemli bir şey, o güveni tazeliyor.

Şan derslerini profesyonel hayatınla paralel olarak mı almaya başladın?

Aynen öyle, şan derslerine başladım ama öyle sahneye çıkarım gibi bir düşüncem yoktu. Bir arkadaşımızın doğum gününde arkadaşım Cumhur, Asmalı Meyhane’de şarkı söylüyordu. Mikrofonu bana tuttu ve sahneye çıkardı, sonra kulağıma eğildi “bana vokal yapar mısın” dedi. Bu bana 3-5 ay önce sorulmuş olsaydı “ne münasebet - vokalist mi olacağım, hem de adı meyhane olan bir mekanda?” derdim, ama o anda hemen “evet” dedim. Normalde insanda otokontrol vardır ya, işte insan o kararı verdikten sonra bir kere, para kaygısı, mantıktı, ıvır zıvırdı, hepsi bir anda siliniyor. Evet dedim ve başladım.

Kaç yaşındasın bunlar olurken?

Selen Servi - Sakman Club'da prova sırasında32-33 yaşıma denk geliyor. Ama hep şunu söyledim “bugün başlamazsan, bundan 3-4 yıl sonra ya şöyle diyeceksin: ‘35 yaşımdayım, ay hayatımda bir şarkı söylesem keşke’ ya da ‘35 yaşımdayım, 3 yıldır şarkı söylüyorum’. Sen, BU kararı vereceksin”. Ve ben o kararı verdim.

Sahne ile profesyonel hayatına ne kadar süreyle aynı anda devam ettin?

Yaklaşık 1,5 yıl boyunca hayatım şöyle geçti: hafta içinde işteyim, hafta sonu Cuma ve Cumartesi Cumhur’a vokal yapıyorum ve Cumartesi-Pazar gündüzleri Kuraldışı’na eğitime gidiyorum. Kokosh sonra bir gece solo olarak çıkmamı istedi, memnuniyetle kabul ettim. Sahne tozu yutup o rahatlığa gelmek gerçekten bir tecrübe gerektiriyor ama sanki ben bütün donanımımı bu iş için yapmışım; yani Fransızcayı, Fransızca şarkı söylemek için öğrenmişim, iletişim gücümü de sahneden iletişim kurabilmek için beslemişim. Bir fark olduğunu hep söylediler; bu herhalde doğallık, belki bu yaşta çıkmanın avantajı, çünkü daha küçük yaşta kendinle çok temasın olmuyor.

Yani aslında zamanlama doğru mu oldu senin için?

Hep geç olur diye düşündüğüm şey bugün geldiğinde çok doğru olmuş. Bir buçuk yıldır Sakman’dayım, en son görevim Vasco Turizm’de İstanbul Bölge Müdürlüğüydü, gayet de iyiydi pozisyonum; hem gelir açısından, hem de uluslararası ilişkiler açısından. Ayrılmaya kararlıyken şirketim iflas etti, benim için çok enteresan zamanlamalar bunlar, beni bir yerden bir yere doğru taşıdı.

Vasco dönemi bittiği zaman şimdi ne yapacağım diye telaşın oldu mu? Tamam, şarkıcılığa başlamıştın ama tam zamanlı olarak bunu yapmayı düşünüyor muydun, başka bir şirkette iş aradın mı?

Aslında bunu işaret olarak kabul ettim ve çalıştığım şirketin kalitesine çok güvendiğim için o kalitede bir başka şirkete girebileceğime inanmadım, birincisi bu. İkincisi, istemedim de, turizmci olmak değildi kafamdaki zaten. Ama Kuraldışı’nda bir süre asistanlık yaptım. Bu bir süreçti, hem yaşam koçluğu hem de şarkıcılığa hazırlandım. İstemedim 9-6 bir işte çalışmayı, “bu süreç benim için bitti” dedim. Ama bu riskli bir karar. Bir taraftan da “acaba” dediğim her anda hayat, evren, Allah, neyse yani, müzikle ve koçlukla ilgili bir iş gönderdi. Bu eğitimlerin çok önemi var, ben hep yatırım yaptım, imkanlar kısıtlıyken, hiç sahneye çıkacağım belli değilken şan dersi aldım, şirketimin iflas ettiği dönemde kendime bir web sitesi yaptırdım, kart bastırdım. Kimse bana kart ver demiyordu! Tanıtım dosyası yaptım, beğenmedim yenisini yaptım. Bir arkadaşım aracı oldu bir fotoğrafçı fotoğraflarımı çekti, bir butik sahibi arkadaşımdan sahne kıyafetlerini organize ettik. Kişisel network böyle bir şey, o zaman iletişimin gücünü de görüyorsunuz. Ama bu network’ü de insan “yarın öbür gün şarkıcı olursam bunları kullanırım” diye kuramaz.

Şarkıcı olmak istediğini çevrene ilk söylemeye başladığın zaman tepkilerle karşılaştın mı, burun kıvıranlar veya bu idealinin küçümseyenler oldu mu? Az önce sen de “ego”dan bahsettiğin için bu soruyu soruyorum…

Çok küçük bir grup oldu ama o grup benim hayatımın içinde bir grup değildi zaten. En önemlisi anne-baba, çünkü o süreçte herkes bu toplumun koyduğu normlar üstünden gurur duyuyor veya duymuyor.

“Kızımızı o kadar okuttuk, şarkıcı mı olacak” gibi bir tepki aldın mı onlardan?

Aslında içsel olarak ne yaşadılar bilemem ama en azından saygı gösterdiklerini biliyorum, yani “karar verdiyse hayırlı olsun” diyen bir babam var…

Sonuçta onlar senin mizacını, nasıl bir insan olduğunu da biliyorlar…

O da var tabii, ben 18 yaşında tepinerek şarkıcı olacağım deseydim daha büyük endişeleri olabilirdi ama ben 32 yaşında “ben şarkıcı oluyorum artık” dediğim noktada tamamlanmışlık hissetmek için onların desteği önemliydi. Ama ben “rağmen” yaptım, yani “hayır olamazsın” deselerdi de “ben oluyorum” diyecektim. Ama iletişim kurarak bunun hep ortasını buldum ailemle. Kişinin, kesinlikle ilk yapacağı şey kendini tanımak, kendini tanırsa eğer bir şekilde doğru mesleği de seçer.

Selen Servi

Şarkıcı olma seçimin, bu gittiğin bireysel gelişim kursuyla mı şekillendi? Yani eğer bu kursa gitmemiş olsaydın, sen kendiliğinden bu süreci yaşayabilir miydin?

Ben yaşardım, benim şimdiki hayat inancıma göre yaşanması gereken, yaşanacak.

Bir şeylerden fedakarlık yaptığını hissediyor musun? Sevdiğim işi yapıyorum ama şunlardan vazgeçmek zorunda kaldım, bunları yaşarken şöyle acılar çektim dediğin şeyler var mı?

Tüm bu süreçte bir kapı açılıyor, illa ki açılıyor, o sabrı göstermek çok önemli. Benim de vazgeçtiğim, düştüğümü hissettiğim anlar oldu, oluyor, olacaktır da. Çünkü her adımın kendi sorunları var, her yeni dönemin kendi riskleri var. Rutin olarak gelire alışmış bir “memur zihniyeti” ile büyüdüğümüz için, şimdi o dağınık gelire alışırken çok yoruluyorum. İnsan zaman zaman keşke daha garanti şeyler olsaydı diye düşünüyor ama öyle bir haz duyuyorsunuz ki “ben bu yolda yürüyorum” demekten, onun alkışı da başka.

Düzensiz bir gelir var tamam, peki tatmin edici bir gelir mi, hayatını devam ettirmene yetiyor mu yoksa takviye yapmak zorunda kalıyor musun? Bir birikimin vardı da, biraz ona mı güveniyorsun?

Birikimim vardı onu bitirdim (gülüyor), çok az bir şeydi o zaten. Kendimi döndürecek noktaya geldim, öyle söyleyebilirim.

İki buçuk senenin sonunda diyebilir miyiz?

Evet, 1,5-2 yılın sonunda. Ama ilk yılı saymıyorum, o sırada çalıştığım için bir gelir beklentisi içinde değildim. Ama bazı işler oldu hiç para kazanmadan çıktım ben ilk 1,5 yıl. Bu işlere de para kazanmak üzere girmedim, ilk hedefim para olduğu zaman mutsuz oldum zaten. Ben sadece taksi parası alarak Kokosh’ta vokalistlik yaptım ve bunun hep yatırım olduğunu düşündüm. Bazı mekanlar vardır üzerine para verseniz bile çıkmanız gerekir, Sakman öyle bir yer mesela ve burada kendime bir yer bulduğum için çok mutluyum. Ama başka bir işten de iyi para isterim. Cem Yılmaz’ın lafını çok severim “para için iş yapmıyorum ama yaptığım işten iyi para alırım”.

Sele Servi Sakman Club'da sahnede

Hiç kurumsal hayata bir geri dönüş söz konusu olabilir mi? Sıkıştığın bir noktada mesela?

Hep kapalı tuttum kendimi, sonra dedim ki bu da yanlış, bir gün bir teklif gelebilir ve benim şartlarımda kabul edebilirim. Çünkü ben bu bilgiyi cebime koymuşum bir kere, deneyimin paraya çevrilebileceği bir yere niye kendimi kapatayım ki? Ama 9-6 olmam, o kesin olmaz. İstediğini söyleyebilmek benim hayatta öğrendiğim önemli şeylerden bir tanesi.

Mutluluğunun eksik kalan tarafları var mı, kariyer anlamında?

Kendi istediğim müzikle, tarzla, oluşumla bir noktaya gelebiliyor olmak ve tanınıyor olmak isteklerimden bir tanesi ve bundan iyi para kazanmak diğer isteğim; bununla çoğalmak ve çoğaltmak, şarkı sözüyle, besteyle. Ben Türkiye’nin en iyi sesi değilim, en güzel kadını da değilim, en’lerin hiçbiri bende yok ama ben duyarak okuyan biriyim, her frekansın da bir dinleyicisi var. Bu da bir seçim meselesi ve ben de burada sunulan ürünlerden biriyim.

Herkes bu yola girebilir mi? Hem şarkıcılığa meslek olarak girebilmiş biri hem de bir yaşam koçu olarak ne diyebilirsin? İnsanın kendini buna nasıl hazırlaması lazım, benim bir hayalim var demek yeterli mi?

Bugününle hayalin arasındaki boşluğa bir yol haritası gerekiyor. Bir hayalin var tamam onu ortaya çıkarmak için ne olduğunu, kim olduğunu bir sorgulamak lazım. Bunu tasavvufla da yapmak mümkün, bir kitap okuyarak da değişmek mümkün, bir filmde de ayılmak mümkün. O anlamda neyin o kapıyı açacağına hazır olmak gerekiyor. Geçinmek zorundayız diye hayallerinden uzaklaşmak da gerekmez. “Şarkıcı olursam nasıl geçinirim?” diye düşünürseniz zaten geçinemezsiniz. Sesiniz güzelse mesela, gidip şan dersi almanız lazım, altyapısını hazırlamanız lazım. Bunu yapmadan işe atlayanlar da var, bunu saçma buluyorum açıkçası, “bakın hayalimin peşinden koştum olmadı” deyip daha büyük dibe vurmalar yaşanıyor. Her ne yapılıyor ise, madden ve manen o yola girmek lazım, başka türlü zor. Herkes korkar ama cesur olanlar adım atar.

Selen Servi ile...

###

Güzel sesini ve sahnedeki enerjisini merak edenler için; Selen Servi her Salı akşamı Sakman Istanbul’da www.sakmanistanbul.com, her Perşembe ise Kokosh by Asmalı Meyhane’de  sahneye çıkıyor.

Selen’in kendi siteleri:

www.selenservi.com

www.yasarken.biz

Konu: röportaj • Salı, Ocak 12th, 2010

röportajları takip et!

e-mail adresini gir:

facebook'tayız!

Destekçilerimiz